KÂF-ZÂDE FÂİZÎ’NİN AZİZ MAHMÛD HÜDÂYÎ HAKKINDA YAZDIĞI BİR MEDHİYE

Author:

Number of pages: 40-61
Year-Number: 2017-14

Abstract

Medhiye, divan edebiyatında canlı yahut cansız bir varlığın övüldüğü manzumelere verilen genel addır Genellikle kasidelerin bir bölümü olarak karşımıza çıksa da diğer nazım türlerinde de müstakil olarak medhiye bölümleri yer almaktadır. Bu çalışmada; 17. asırda yaşayan, yazdığı tezkire ile edebiyat tarihlerinde ön plana çıkmış Kâf-zâde Fâizî’nin, vefat ettiği için (ö.1622) yarım kalan Leyla ile Mecnun mesnevisinde yer alan 61 beyitlik Aziz Mahmud Hüdâyî medhiyesi inceleme konusu olmuştur. Aziz Mahmud Hüdâyî (ö.1628), âlimliği, şairliği, mutasavvıf kimliği ile yaşadığı çağda ve sonraki dönemlerde herkesin beğenisini ve saygınlığını kazanmış aynı zamanda Celvetilik tarikatının kurucusu olan bir din büyüğüdür. Etkisinde kalan Kâf-zâde Fâizî de ömrünün sonlarına doğru bu tarikata girmiştir. Belki de bundan ötürü olsa gerek divanında hiç bahis konusu yapmadığı Hüdâyî’yi Leyla ile Mecnun mesnevisinde övmüştür. Fâizî’nin ölümü hakkındaki bazı bilgilerin de kısmen çelişmesine müsebbip olan medhiyede, Fâizî’nin, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin hangi yönlerine dikkat çekip övdüğü, övgüsünde bulunurken realist unsurlara ne kadar bağlı kaldığı tasniflerle ortaya konulmuştur. Samimi bir üslupla yazılan bu medhiyenin, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin tesirini göstermesi adına dikkate değer bulunmuş ve çalışmanın sonunda manzumenin tamamı verilerek tanıtılmaya çalışılmıştır.

Keywords

Abstract

In Divan literature, poems which are praised for living or lifeless are called praise. It usually comes as a part of the casters. However, there are separate episodes of psalms in verse forms. In this study; Hüdâyî, who lived in the 17th century and composed of the disciples who wrote in the book Leyla and Majnun, who had left half of the Kaf-zâde Faizi (d.1622), who had written in the foreground in his literary histories. Hüdâyî (d.1628) is a religion which is the founder of the Celvic sect and at the same time gained the respect and prestige of everyone in the age and time when he lived with scholarship, poetry and Sufi identity. In his influence, Kaf-zâde Faizi also adopted this view towards the end of his life. Perhaps because of this, Hüdâyî praised Leyla and Majnun in her work, which she did not make any bet on her divan. This poem, which has caused the contradiction of some of the information about the life of Faizi, has been put forward in the classifications of how Fa'izi has pointed out to which aspects of Hüdâyî, and how much he is attached to realistic elements which are praised. This praise poem, written with a sincere style, was noteworthy for Hüdâyî's influence, and at the end of his work, the poem was tried to be presented as a whole.

Keywords