






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>International Journal of Language Academy, Yıl 2015 Sayı 7</title>
    <link>https://ijla.net/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=503</link>
    <description>International Journal of Language Academy</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ŞEFÎK MEHMED’İN GAZELLERİ
</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25199</guid>
      <author>Bahir SELÇUK&amp; Mesut ALGÜL</author>
      <description>	Asıl adı Mehmed olan ve Masrafzâde lakabıyla tanınan Şefîk; kâtiplik, hâcegânlık, mukataacılık, vakanüvislik görevlerinde bulunmuştur. Daha çok, tarihçi kimliği ile bilinen Şefîk Mehmed, 1703 yılında cereyan eden Edirne Vak’asını anlattığı Şefîknâme adlı eseri ile tanınmaktadır. Bazı tezkirelerde güçlü bir şair olduğundan bahsedilen Şefîk’in divan sahibi olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Tezkirelerde şiirlerinden birkaç beyit örnek olarak verilir. Bu beyitler, Şefîk’in âşıkane şiir tarzını örneklendirmektedir. Bunun yanında Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan ve 1118 (1707)’de tertip edilmiş Zeyl-i Şefîk-nâme isimli bir mecmuada Şefîk Mehmed’e ait 6 kaside, 9 gazel, 1 beyit bulunmaktadır. Kasidelerin beşi dinî muhtevalıdır. Bunlardan ikisi naat, biri münacat, biri de dört halife için yazılmış bir medhiyyedir.  Diğer kaside de Râmî Mehmed Paşa için kaleme alınmış bir medhiyyedir. Gazellerinin ilki münacattır. Diğer gazeller ve beyit de âşıkane tarzda yazılmıştır. İki beyitten oluşan son iki gazel, nâ-tamam gazel özelliğindedir. Biyografik kaynaklarda da Şefîk’e ait 3 gazel, 4 beyit bulunmaktadır. Bu çalışmada Şefîk Mehmed’in bahsedilen mecmuada yer alan gazelleri ile tezkirelerde geçen şiir örneklerinin genel özellikleri üzerinde durulacak, bu gazel ve beyitlerin çevriyazılı metinleri verilecektir.&lt;div style=display:none&gt;abortion clinics in ny &lt;a href=http://www.kccremation.com/ObituaryDetails.aspx?id=2902&gt;read&lt;/a&gt; anti abortion facts&lt;/div&gt;	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÜREÇ TEMELLİ YAZMA YAKLAŞIMININ GRUP ÇALIŞMASI TEKNİĞİYLE UYGULANABİLİRLİĞİ VE ETKİLİLİĞİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25195</guid>
      <author>Ali GÖÇER</author>
      <description>	temelli yazma çalışmaları çerçevesinde grup çalışması ile oluşturdukları metinlerin incelenerek uygulamanın verimliliğinin belirlenmesidir. Çalışma, Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği üçüncü sınıf Yazma Eğitimi dersini alan öğrencilerinden oluşan ve amaçlı-kümeleme örnekleme yöntemiyle belirlenen 4 çalışma grubu üzerinden yürütülmüştür. Gruplara süreç temelli yazma modeli ile ilgili bilgiler verilerek yapılacak çalışmalar planlanmıştır. Süreç boyunca da yönergeler verilerek gruplara rehberlik yapılmıştır. Gruplar yönergeler doğrultusunda ürünlerini tamamlamışlardır. Grupların ortaya koyduğu ürünler metni oluşturan temel ögeler ve metinsellik ölçütlerinden ‘bağdaşıklık ve tutarlılık’ bağlamında incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre, Eğitim Fakültesi Türkçe öğretmenliği öğrencilerinin süreç temelli yazma modeli ve grup çalışmasıyla oluşturdukları metinlerin, dikkate alınan ölçütler açısından gerekli niteliklere sahip olduğu görülmüştür.&lt;div style=display:none&gt;abortion clinics in ny &lt;a href=http://www.kccremation.com/ObituaryDetails.aspx?id=2902&gt;abortion process&lt;/a&gt; anti abortion facts&lt;/div&gt;	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK ÜNİVERSİTE HAZIRLIK SINIFI ÖĞRENCİLERİNİN KÜLTÜREL FARKINDALIKLARININ ARTTIRILMASI</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25190</guid>
      <author>Gülten KOŞAR&amp; Hasan BEDİR</author>
      <description>	Kültür, bir grubu, kurumu ya da toplumu karakterize eden değerler, tutumlar, hedefler ve uygulamalar bütünüdür. Kültür ve dil arasındaki ilişki uzun zamandır araştırmacıların ilgi alanı içerisinde bulunmuştur ve kültür-dil ilişkisine yönelik temel kanı ikisinin iç içe geçmiş olması ve birbirlerinden ayrı düşünülememesidir. Bu alana yönelik ilgi başarılı iletişiminde hedef kültürün taşıdığı önemin bilincinde olunmasında yatmaktadır. Anadili İngilizce olanlar için içerisinde doğdukları kültüre adapte olmaları zor değildir. Türkiye bağlamında ise hedef kültürü öğrenme adına öğrencilerin çok fazla fırsatı yoktur ve dil öğrenimi esnasında hedef kültürü öğrenme göz ardı edilmektedir. Ders kitapları ve medya hedef kültürü öğrenmeye hizmet eden temel kaynaklar arasındadır; bu yüzden, İngilizce öğretmenleri olarak, müfredatta yer alsın ya da almasın, hedef kültürü öğretmek amacıyla girişimlerde bulunmalıyız. Dolayısıyla, bu çalışma, üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin hedef kültüre yönelik bilinç düzeylerini üst düzeye taşımayı, böylelikle, hem İngilizce yeterlilik seviyelerini arttırmayı hem de öğrencilerde küresel barış ve birliktelik anlayışını oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, 25 hazırlık sınıfı öğrencisiyle durum çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Gözlem ve yarı-yapılandırılmış görüşme veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, kültür öğreniminin dil öğrenimine entegre edilmesinin, öğrencilerde hedef kültür öğreniminin dil öğrenme sürecine olan olumlu etkisine yönelik bilinçlenmeye yol açtığını göstermiştir. 	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEDE SAYI ADLARININ GÖNDERME İŞLEVLERİ: SAYI ZAMİRLERİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25183</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25183</guid>
      <author>Muna YÜCEOL ÖZEZEN</author>
      <description>	Türkiye’deki dil araştırmalarında ve dilbilgisi kaynaklarında sayı sözcükleri hep iki sınıfta ele alınmıştır: sayı adları ve sayı sıfatları. Ancak Türkiye Türkçesinde sayı sözcükleri gizleme, yerini tutma, yerine geçme gibi temel gönderme (linguistic reference) işlevleriyle de kullanılabilmektedir. Başka bir deyişle, bir sayı sözcüğü sayı adı ve sayı sıfatı dışında sayı zamiri (adılı) olarak da kullanılabilmektedir. Bir sayı adının diliçi gönderme işleviyle kullanılabilmesi için ya asıl sayı sıfatı veya sıra sayı sıfatı formunda olması gerekmektedir. Türkiye Türkçesinde asıl sayı ve sıra sayı sıfatlarıyla kurulmuş söz öbeklerinde de birtakım uzak ya da yakın göndermeler söz konusu olmaktadır: adamlardan biri, öğrencilerin ikisi, üçüncü kişi gibi. Ancak sayı adlarının tamamen zamir (adıl) sözcük sınıfı içine girmeleri, asıl sayı sıfatları ve sıra sayı sıfatlarıyla kurulmuş bu öbek yapıların kısalmasıyla mümkün olmaktadır: biri, ikisi, üçüncüsü veya üçüncü gibi. Gönderme, gizleme, yerine geçme konusu sözcüksel düzeyi aştığında ise, içinde sayı sözcüğü bulunan birçok öbek de dikkat çekici bir hal almaktadır. Bu çalışmada, sayı adlarının gönderme işlevlerinin kaynaklarda nasıl betimlendiği üzerinde durulacak, ardından bu işlevler Türkiye Türkçesi edebi metinleri üzerinden örneklenerek sınıflanmaya çalışılacaktır.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKLARIN YABANCI DİL ÖĞRENMELERİNDEKİ NEDENLER</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25193</guid>
      <author>Aslıhan AKÇAY, Tuba FERZAN BÜTÜNER &amp; Arda ARIKAN</author>
      <description>	Türkiye’de İngilizce dersleri 2. Sınıftan itibaren zorunlu ders kapsamında okutulmakta ve her yıl daha fazla öğrenci kreşler, anaokulları ve özel kurslarda İngilizceyi daha erken yaşta öğrenmeye başlamaktadırlar. Bu betimsel çalışma da yabancı dil olarak İngilizce öğrenmekte olan çocukların İngilizce ve diğer yabancı dilleri öğrenmelerindeki amaçları araştırmaktadır. Antalya’da özel bir kursta İngilizce öğrenmekte olan 11-12 yaşlarındaki toplam 20 öğrenciyle yüz yüze ve yapılandırılmış sorularla yapılan görüşmelerle veriler toplanmıştır. Kayıtlar daha sonar Türkçeye aktarılmış ve İngilizceye çevrilmiştir. Tercüme edilen kayıtlar daha sonra içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre çocuklar İngilizceyi daha çok dışsal motivasyonla öğrenmek istemektedir. Öğrenciler İngilizcenin dışında en çok ayrıca İspanyolcayı öğrenmek istemekte ve onu da Fransızca ve Rusça izlemektedir. Öğrencilerin öğrendikleri betimlerken ve de o dilleri öğrenme amaçlarını ya da gerekçelerini belirtirken duygusal bir dil kullandıkları görülmüştür. Çalışmanın sonuçları da her ne kadar küçük bir grup öğrenciyle çalışılmış olsa da, konusu açısından alanda ve ülkemiz bağlamındaki ilk çalışmalardan olması açısından önemlidir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA KUTLU’NUN BEYHUDE ÖMRÜM ADLI HİKAYESİNDE ARKAİK KELİMELER
</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25185</guid>
      <author>Şerif TİRYAKİ</author>
      <description>	Dil, sürekli gelişen ve değişen bir mekanizmadır. Bu değişim ve gelişim dilin bünyesindeki bazı gramatikal unsurları etkilediği gibi kelimeleri de etkiler. Kimi kelimeler konuşma ve yazı dilinde aynen korunurken kimileri de kullanımdan düşer. Bir dilin tarihi devirlerinde var olup bugün yazı dilinde kullanımdan düşmüş kelime veya şekiller ilgili kaynaklarda veya sözlüklerde Fransızca kökenli olan “arkaik” terimiyle karşılanmaktadır. Arkaik kelimeler ait olduğu dilin tarihi ve kökeniyle ilgili izler taşıdıkları gibi toplumun kültürel zenginliklerini de yansıtmaları bakımından çok önemli bir yere sahiptir. Türk dili edebi eserlerde kullanılan arkaik kelimeler bakımından geniş bir söz dağarcığına sahiptir. Bu söz dağarcığını en etkin bir şekilde kullanan yazarlardan biri de son dönem Türk hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahip olan Mustafa Kutlu’dur. Kutlu’yu farklı ve özel kılan etkenlerin başında Kutlu’nun eserlerinde halk edebiyatı ve halkbilim unsurlarını incelikle kullanması gelir. Onun eserlerini okurken bugün Standart Türkiye Türkçesinde kullanılmamakla birlikte diğer Türk lehçelerinde ya da Anadolu ağızlarında varlığını sürdüren hatırı sayılır sayıda arkaik (eskicil) kelimeye karşılaşmamızın nedeni de budur. Çalışmamıza konu olan Beyhude Ömrüm adlı hikâyesi de bu yönüyle dikkat çekicidir. Bu yazıda Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı hikâyesinde yer alan arkaik olarak kabul edilebilecek kelimeler tespit edilmiş, tespit edilen kelimeler alfabetik sıraya göre dizilmiştir. Daha sonra sözlüklerin ve diğer kaynakların yardımıyla kelimelerin anlamları ve tarihsel süreçteki gelişimleri üzerinde durulmuş, Anadolu ağızlarındaki kullanımlarıyla ilgili bilgi verilmiştir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZCE’NİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİLDİĞİ DİL SINIFLARINDA ROMAN İNCELEME YOLUYLA ELEŞTİREL DÜŞÜNCE BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25188</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25188</guid>
      <author>Gülşah KÜLEKÇİ&amp; Esin KUMLU</author>
      <description>	Eleştirel düşünce, bireylerin fikirlerini analiz etme, değerlendirme ve açıklama becerilerini geliştiren, dolayısıyla bakış açılarını genişleten bir kavramdır. İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin eleştirel düşüncelerini geliştirmeleri konusunda edebiyat eserleri yararlı bir araçtır çünkü eserlerin incelenme süreci bu yetiyi doğal olarak geliştirmektedir. Bu çalışma roman inceleme yöntemiyle, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirme süreçlerini incelemektir. Edebi tür olarak romanın seçilmesinin en önemli sebebi ise eleştirel düşünmeyi geliştirme konusunda roman incelemesine yeteri kadar ağırlık verilmemesidir. Çalışma de karma bir yöntem izlenmiştir. İlk aşamada, İngilizce öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerileri, uygulamanın başında ve sonunda CAAP testi ile ölçülmüştür. İkinci aşamada, sadece gönüllü olan öğrencilerle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. 14 haftalık, öğrenci sunumları ile desteklenen, bir müfredat yoluyla bu becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu süreçte, içerik odaklı öğrenme yaklaşımı tercih edilmiş ve öğrencilerin hem dil becerilerinin hem de eleştirel düşünme yetilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARIŞIK DİLLİ KİTÂB-I ATA-DEDE ADLI ESERDE DİKKATİ ÇEKEN SES DEĞİŞMELERİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25189</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25189</guid>
      <author>İsmail GÜNEŞ</author>
      <description>	Eski Anadolu Türkçesi, Anadolu coğrafyasında genel itibarıyla 13-15. yüzyıllar arasını kapsayan, Oğuzca temelinde gelişen tarihî yazı dilidir.  Bu tarihî dönem, Türk dilinin ne zaman ve nasıl teşekkül ettiği dil araştırmacılarınca hâlâ çok tartışılan dönemlerinden biridir. Bununla birlikte zaman zaman kimi ağız özelliklerinin metinlere girmesi, standart bir Eski Anadolu Türkçesinden bahsedilmesini güçleştirmektedir. Türk dilinin bu tarihî devresinde telif ve tercüme olmak üzere pek çok eser yazılmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin ilk dönemlerine ait bazı eserlerde Türk dilinin farklı lehçelerine ait özellikler bir arada görülmektedir. Karahanlı Türkçesi dönemiyle Eski Anadolu Türkçesi dönemini birbirine bağlayan bu eserlerde hem Oğuzca hem de Doğu Türkçesi özelliklerini görmek mümkündür. “Karışık Dilli” olarak adlandırılan eserler sahip oldukları dil özellikleriyle Türk dilinin tarihî lehçelerine ait bilgiler vermesi açısından önemlidir. Batı ve Doğu Türkçesine ait dil özelliklerini bir arada bulunduran karışık dilli eserler, Oğuzcanın gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Birtakım dilbilimciler bu dönemi karışık dilli eserlerden yola çıkarak “Olga-Bolga” sorunu olarak da adlandırmaktadır.	 Tek nüshası Türk Dil Kurumu kütüphanesinde bulunan Kitâb-ı Ata-Dede dil özellikleri açısından karışık dilli bir eser görünümündedir. Bu çalışmada ilk sayfalarında karışık dil özellikleri göstermesine rağmen ağırlıklı olarak Eski Anadolu Türkçesi dil özelliklerini taşıyan Kitâb-ı Ata-Dede adlı eserde dikkati çeken ses değişmeleri üzerinde durulacaktır. Eserin taşıdığı fonetik özelliklerinin ortaya konulmasıyla karışık dilli eserlerle ilgili çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>METİN DİLBİLİM AÇISINDAN KARŞILAŞTIRMALI ŞİİR İNCELEMESİ ÖRNEĞİ:NABİ’NİN TAHMİSİ VE FUZULİ’NİN GAZELİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25196</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25196</guid>
      <author>Pelin EKŞİ</author>
      <description>	Halk hikâyelerinde kahraman bir bunalım döneminin ardından rüya görüp, bade içerek yeni bir şahsiyet kazanır ve bu rüyada kahraman karşılaşma ya da resmini görme yoluyla bir kıza âşık olarak onu aramaya koyulur. Sevgiliyi bulduktan sonra çeşitli nedenlerle ayrı düşülür ve kahraman sevgilisi uğrunda pek çok mücadeleye girişir. Nihayetinde ya kendisi kemale ermiş bir âşık olur ya da anlatının sonu ölüm ile biter. Modern romanlarda da kahramanın resmini gördüğü/bulduğu/yaptığı/çektiği sevgiliye âşık olması, ona ulaşmaya çalışması, mücadelesi, nihayetinde aşkın ölümle ya da kavuşma ile neticelenmesi motiflerinin aynı düzende tekrarlandığı eserlere rastlanır. Fakat geleneksel hayattan, modern hayata uzanan süreçte, resme âşık olma motifi de değişim ve dönüşüm gösterir. Bu makalede, modern romanda geleneksel unsurların izini bulma noktasında, resme âşık olma motifi incelenecek, Tanzimat ile başlayan yenileşme döneminden bugüne uzanan roman çizgisinde, şahıs dünyası, tema, mekân, kurgu ve gerçekçilik bakımından, resme âşık olma motifinin, modern romandaki yankıları takip edilecektir. 	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ EMPATİK EĞİLİMLERİ  (ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29230</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29230</guid>
      <author>Gizem ENGİN&amp; Salih Zeki GENÇ</author>
      <description>	Empati becerileri iletişimin sağlıklı sürmesi için önemli görülmektedir. Öğretmenlik mesleği iletişim üzerine temellenmektedir. Öğretmenlerin empati becerilerinin yüksek olmasının öğrenciler için süreci verimli kılacağı düşünülmektedir. Eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarının empati becerileri de geliştirilmeye çalışılmalıdır. Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının empatik eğilimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının empatik eğilimleri cinsiyet ve memleket değişkenlerine göre incelenmiştir. Var olan duruma etkide bulunulmadığı ve var olan durum aynen betimlenmeye çalışıldığı için araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Dökmen (1988) tarafından geliştirilen “Empatik Eğilim Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek 5’li likert tipindedir. Derecelendirme; “Bana hiç uygun değil”, “Bana pek uygun değil”, “Kararsızım”, “Bana oldukça uygun” ve “Bana tamamen uygun” şeklinde yapılmıştır. Ölçek 20 maddeden oluşmaktadır. Araştırma verileri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda 2014-2015 akademik yılı güz döneminde öğrenimini sürdürmekte olan 205 öğretmen adayına uygulanan ölçek formları yoluyla elde edilmiştir. Veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler üzerinde aritmetik ortalama, standart sapma, minimum-maximum değerler, yüzde hesaplamaları gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi ve ANOVA testi de uygulanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ortalamaları X=71.38 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkeni açısından öğretmen adaylarının empatik eğilimleri incelendiğinde değişkenin anlamlı farklılaşma yaratmadığı görülmektedir. Benzer şekilde memleket değişkeni de öğretmen adaylarının empatik eğilimleri üzerinde anlamlı farklılık yaratmamaktadır.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RESME ÂŞIK OLMA MOTİFİNİN MODERN TÜRK ROMANINDAKİ DÖNÜŞÜM VE İZLERİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25191</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25191</guid>
      <author>Dilek ÇETİNDAŞ</author>
      <description>	Halk hikâyelerinde kahraman bir bunalım döneminin ardından rüya görüp, bade içerek yeni bir şahsiyet kazanır ve bu rüyada kahraman karşılaşma ya da resmini görme yoluyla bir kıza âşık olarak onu aramaya koyulur. Sevgiliyi bulduktan sonra çeşitli nedenlerle ayrı düşülür ve kahraman sevgilisi uğrunda pek çok mücadeleye girişir. Nihayetinde ya kendisi kemale ermiş bir âşık olur ya da anlatının sonu ölüm ile biter. Modern romanlarda ise kahramanın resmini gördüğü/elde ettiği/yaptığı/çektiği sevgiliye âşık olması, onun uğrunda mücadele etmesi, bu kahramanın resmini gördüğü sevgiliye ulaşmaya çalışması ve nihayetinde aşkın ya ölümle ya da kavuşma ile neticelenmesi motiflerinin aynı düzende tekrarlandığı eserlere rastlanır. Geleneksel kalıplardan beslenen bu romanların kahramanı, ya öncesinde şımarık, hayatın ciddiyetinden uzak, diğer insanların acılarını tanımayan zengin bir ev oğludur ve aslında güzelliğini zamanla fark edip kendisini bütünüyle değiştirecek fakir kız ile aşkı keşfettikten sonra değişim geçirir; ya da hayatın içerisinde tutunamayan, çoğu zaman fiziksel bakımdan kusurlu, sefil ve idealsiz bir kişi iken resmine âşık olduğu sevgili uğrunda gerçek hayata uygun mücadele eden ve kent hayatının tesadüflerini iyi yorumlayabilen, nihayetinde sevgiliye açılma yoluyla insanlaşmada ilerlemeyi hedefleyen idsel aylak; ya da zengin babanın mirasyedi oğlu olarak gurbete çıkan ve ruhundaki tekinsiz, karanlık, yabani tarafları kültür, sanat ve kitaplar ile doldurmaya çalışan bir modern yalnızken, sevgilinin resmini görüp onunla bir karakter değişimi yaşamaya çalışan ancak cesaretsiz ve güvensiz yapısıyla aşkından vazgeçerek hayatını kösnüllüğe bağlayıp nihayetinde ölüme ulaşan bir dram çizer. Bu anlamda modern romanda geleneksel unsurların değişim ve dönüşümünü bulma noktasında, resme aşık olma motifi, önemli bir örnek teşkil eder. &lt;div style=display:none&gt;abortion clinics in ny &lt;a href=http://www.kccremation.com/ObituaryDetails.aspx?id=2902&gt;abortion clinics in richmond va&lt;/a&gt; anti abortion facts&lt;/div&gt;	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MODERNLEŞMESİ BAĞLAMINDA TANZİMAT VE SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ ROMANINA BAUMAN’IN BAKIŞ AÇISI DİLSEL BELİRSİZLİK ANLAYIŞI</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25200</guid>
      <author>Özlem ÖRDEM</author>
      <description>	Bu çalışma, Türk modernleşmesi sürecinde Tanzimat ve Servet-i Fünun romanlarını sosyolog Bauman’ın dilsel olarak geliştirdiği müphemlik/belirsizlik bakış açısına göre incelemiştir. Bu çalışma, betimsel tarama ve içerik analiz tekniği kullanılarak nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Türk modernleşme kuramları incelendikten ve çalışmada seçilen romanlar okunduktan sonra romanlarda ortaya çıkan ideal tipler ile dönemin sosyolojik söylemleri arasında ilişki kurulmuştur. Çalışma, sosyolojik söylemler ile romanlardaki ideal tiplerin oluşmasındaki söylemler arasında ilişki bulduğunu göstermiştir. Bu ilişki ise Bauman’ın dilsel olarak bahsettiği müphemlik düşüncesi ile ilişkilendirilmiştir. Bauman’ın sosyodilbilim açısından müphemlik analizi ile Türk modernleşmesi bağlamında tartışılan sosyolojik düşünceler ve romanda yaratılan ideal tipler arasında bir ilgileşim olduğu ortaya çıkmıştır. Bauman, topluma belli ve genel bir ad vermenin yanı sıra toplumu düzen için sınıflandırmanın modernliğin sıradan bir pratik olduğunu belirtmiştir. Bu düşünce çerçevesinde, Osmanlı’da da benzer bir ad verme ve sınıflandırma olgusunun olduğu görülmektedir. Tanzimat’ın aksine Servet-i Fünun dönemi genel adlandırmanın dışında özel bir toplum olarak görülebilir ve toplum için aslında müphemliği temsil etmektedir. Dolayısıyla, çalışmada Bauman’ın müphemlik kavramı ile Türk modernleşmesinin sosyolojik düşünceleri ve Türk romanında ortaya çıkan ideal tipler arasında bir ilişki olduğu ve buna göre, Bauman’ın tespitinin Türk modernleşmesine uygun düştüğü söylenebilir. 	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ (EGE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25197</guid>
      <author>Göksu ÇİÇEKLİ KOÇ</author>
      <description>	Bu çalışma, Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği lisans programında 2014-1015 öğretim yılı bahar yarıyılında öğrenim gören öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeylerini cinsiyet, sınıf düzeyi ve tercih durumlarına bağlı olarak belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak, Schaufeli ve diğerleri (2002) tarafından öğrencilerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen, Balkıs ve diğerleri (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan “Maslach Tükenmişlik Ölçeği (Öğrenci Versiyonu) kullanılmıştır. 15 maddeden oluşan ölçek yedili likert tipindedir. Derecelendirmesi “Tamamıyla Katılıyorum”, “Katılıyorum”, “Biraz Katılıyorum”, “Nötr”, “Biraz Katılmıyorum”, “Katılmıyorum” ve “Hiç Katılmıyorum” şeklinde yapılmıştır. Ölçekte yer alan tüm maddeler toplanarak genel tükenmişlik düzeyi belirlenmektedir. Ölçekten yüksek puan almak, daha yüksek tükenmişliğin göstergesi olarak kabul edilmektedir.  Araştırmanın örneklemini birinci sınıfta öğrenim gören 50,  ikinci sınıfta öğrenim gören 45, üçüncü sınıfta öğrenim gören 42 ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 34 Türkçe öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada 109 kız, 62 erkek olmak üzere toplam 171 öğretmen adayının tükenmişlik düzeyleri değerlendirilmiştir. Veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler üzerinde t-testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Türkçe öğretmeni adaylarının cinsiyete göre tükenmişlik düzeylerinin kızlar lehine anlamlı farklılaşma gösterdiği (X=62.86), sınıf düzeyine göre tükenmişlik düzeylerinin 4. sınıf lehine anlamlı farklılaşma gösterdiği (X=78.20), tercih durumuna göre ise tükenmişlik düzeylerinin bölümü istemeyerek tercih edenler lehine anlamlı farklılaşma gösterdiği (X=69.70) belirlenmiştir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖLÜM PSİKOLOJİSİNDEN DERİN EKOLOJİ VE ERİNCE: KATHERİNE MANSFİELD’IN FRANSA’DA GEÇİRDİĞİ SON GÜNLERİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29231</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29231</guid>
      <author>Şebnem KAYA</author>
      <description>	Katherine Mansfield (1888-1923) 1922’de, ölümü yanı başında hissettiği günlerde, Norveçli filozof Arne Næss’in (1912-2009) 1973’te kuramsallaştırıp “derin ekoloji” adını vereceği bütüncül dünya yaklaşımını benimseyerek durumunun ciddiyetini unutmayı başarır. Fontainebleau-Avon’daki Uyumlu Kişisel Gelişim Enstitüsünde, ruhunun derinliklerinde insandan öte yaşam biçimlerine karşı geliştirdiği yakınlık ve sevgi sayesinde mutluluğu yakalar. Enstitüde ayrıca Rus mistik George Ivanovich Gurdjieff’in (1866?-1949) tanrısal kabul edilen ve kâinatın birliğine yaptığı vurguyla yüzlerce yıl öncesinden derin ekolojinin habercisi olmuş Sufizm ile ilişkilendirilebilir “Devinimler” adlı sembolik dansında, derin ekoloji felsefesinin fiziksel betimlemesini görür. Mansfield, bunlara ek olarak, farklı milli kimlik ve inanç gruplarına ait kişilerin bir araya geldiği Fontainebleau’da, insanlarla arasında bir bağ olduğunu hisseder, dolayısıyla Gurdjieff’in öğrencilerine “benim insanlarım” der ve onlarla birlikte insanın kâinatla olan ortak ilişkisi üzerine derinlemesine düşünür. Mektupları ve ilgili diğer yazılarına göndermelerle Mansfield’ın Fransa’da geçirdiği son günlere odaklanan bu çalışma, yazarın söz konusu dönem ve yerde hem insan hem insan olmayan doğa ya da doğanın tümü ile bir birlik duygusu geliştirdiği ve bu duygunun kaçışı olmayan zor devreyi, simya misali, tatminkâr bir zaman dilimine çevirdiği savı üzerinedir. 	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALMANCA DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN DOĞRUDAN VE DOLAYLI ANLATMA YÖNTEMLERİNİN ANALİZİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29222</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29222</guid>
      <author>İbrahim Halil YAPRAK&amp; Güleser KORKMAZER</author>
      <description>	Bu araştırmada, 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılında, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliği Bölümü, Hazırlık Sınıfı öğrencilerinin dil bilgisi öğrenme yöntemlerinin tespiti amaçlanmıştır. Zira bu öğrenciler, Almancayı ikinci yabancı dil olarak öğrenmektedirler. Dolayısıyla, öğrencilerin doğrudan ve dolaylı anlatım yöntemleri arasındaki tercihleri merak uyandırmıştır. Öntest-Sontest kontrol gruplu deneysel desene göre hazırlanan araştırmaya; 30 bayan ve 10 erkek öğrenci katılmıştır. Almancada, geçmiş zaman biçimi olan Perfekt (-di’li geçmiş zaman) konusu; kontrol grubuna doğrudan, deney grubuna ise, kuralları keşfedebilecekleri özerk bir öğrenme ortamında, dolaylı olarak aktarılmıştır. Öncelikle Perfekt zamanda yazılmış metinler öğrencilere dağıtılarak, üç aşamalı sos Sammeln›Ordnen›Systematisieren (derleme›düzenleme›sistemleştirme) normlarına göre analiz edilmiştir. Dilbilgisi kitaplarındaki alıştırmaların ışığında, alanında uzman akademisyenlerin görüş ve önerileriyle, altı bölümden oluşan Perfekt başarı testi hazırlanmıştır. Testin KR-2O güvenirlik katsayısı 0,896 olarak hesaplanmıştır. Uygulama öncesinde yapılan başarı testinin ilişkisiz örneklem t-testi sonuçlarına göre, kontrol ve deney grupları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Gruplar homojendir. Uygulamanın sonunda aynı başarı testi yinelenmiştir. Ancak, gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Cinsiyet, mezun olunan okul türü ve alan gibi değişkenler ile katılımcıların sontest başarı puanları arasındaki ilişkiye SPSS Veri Analizi ile bakılmıştır. Mann Whitney U-Testi sonuçlarına göre, sontest puanları ile cinsiyet arasında, bayan katılımcıların lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kruskal Wallis-Testi sonuçları, Liseden mezun olunan okul türleri arasında anlamlı bir ilişkiyi yansıtmaktadır. Zira yabancı dil ağırlıklı Anadolu Lisesi mezunları, sontestte daha yüksek puanlar almıştır. 	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“KAPİLAND’IN KOBAYLARI” ROMANININ ELEŞTİREL SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25192</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25192</guid>
      <author>Duygu AK BAŞOĞUL</author>
      <description>	Bu araştırmada Miyase Sertbarut’un Kapiland’ın Kobayları adlı ilkgençlik romanının nitel araştırma yöntemlerinden biri olan eleştirel söylem çözümlemesi bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Dilsel yapılar arasındaki güç unsurlarını/ilişkilerini; söylemi kullanarak bu güç/baskının nasıl oluşturulduğunu ve güç/baskı uygulanan gruba etkilerini ortaya çıkarmayı temel alan eleştirel söylem çözümlemesi bağlamında çalışmada araştırma kapsamına alınan ve içerisinde 7-17 yaş arasındaki çocuk ve gençlere uygulanan bir güç ve bu güç ya da baskının aileler ve öğrenciler üzerindeki etkisine ve değişime geçmiş-şimdi-gelecek ekseninde değinilen roman; içerik ve stratejilerin belirlenip söylemdeki dilsel yapılanmanın (biçimsel, yapısal, sözcüksel) çözümlenmesi gibi üç aşaması olan Viyana Okulu temsilcilerinin (Wodak, de Cillia, Matouschek, Januschiek ve Liebhart) yöntemi temel alınarak çözümlenmiştir. Araştırma sürecinde, örneklem olarak seçilen bu yapıttaki söylemler belirlenirken hem romandaki kişilerin hem de yazarın söylemleri dikkate alınmış ve araştırmanın bulgular bölümünde bu söylemler alıntılanmıştır. Aynı zamanda söz konusu yapıtta içerikle birlikte kişilerin de ön planda tutulması ve gruplar arasındaki güç yarışının kişiler üzerindeki ruhsal etkisinin de işlenmesi nedeniyle eleştirel söylem çözümlemesi ile birlikte toplumruhbilimsel betimlemelere de yer verilerek elde edilen bulgular ışığında değerlendirme yapılıp önerilerde bulunulmuştur. Okuma metinlerinin eleştirel/sorgulayıcı düşünmeyi geliştirmede bir araç olarak kullanıldığı görüşünden hareketle yapılacak bu çözümleme ile ana dili öğrencilerine derin yapının sezdirilmesi aşamasında Türkçe eğitimine katkı sağlanacağı ve bu noktada Türkçe öğretmenlerine yardımcı olunacağı da düşünülmektedir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“AĞIZ” SÖZCÜĞÜNÜN TÜRKÇEDEKİ SÖZLÜKSEL ALANLARI</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=25184</guid>
      <author>Hülya AŞKIN BALCI</author>
      <description>	Sözcüklerin karşılıklı etkileşim içerisinde olmaları sebebiyle dilde hiyerarşik olarak bazı ilişkilerin varlığı, her sözlük açışımızda karşımıza çıkmaktadır. Gerçi sözcüklerin anlam sınırlarını kesin bir şekilde belirlemek mümkün değildir. Ancak daha çok iç içe geçmiş anlam örgüleri ve çağrışımlardan söz etmek mümkündür. Çünkü bir sözcük ait olduğu sözlüksel alan içerisinde anlamlıdır. Daha doğrusu bir sözlüksel alanda yer alan sözcükler birden fazla temel anlamsal özellikle birleşebilirler. Bu şekilde sözlüksel alanın tamamının bilinmesi ile bir sözcüğün tam olarak anlaşılabilmesi sağlanabilmekte ve sözlüksel alan bilgisine sahip olmak o sözcüğün doğru algılanabilmesini kolaylaştırabilmektedir. Trier’in (1973;1-2) de ifade ettiği gibi anlam sadece ve sadece sözlüksel alan sayesinde vardır. Sözlüksel alan yoksa anlam da mevcut değildir. Böylece sözcükler, uyarıcıların anlamlandırılmasıyla kazanılmakta ve bireyin bilgi birikiminin temelini oluşturmaktadır. Anlamlandırma işlemiyle kazanılan her sözcük bir sürü zihinsel etkinliğin eseri olduğundan sözcükler bellekte oluşturulduktan sonra depolanmakta ve iletişim ortamında uyarıcılarla anımsanarak anlamlandırılmaktadır. Aynı kavram alanının ögeleriyle anlamlandırılma işlemi sırasında çağrışım alanı meydana gelmektedir. Bağlama göre anlam kazanan sözcükler her insan için de birçok duygu değerine sahip olarak insan hafızasında yerini almaktadır. Biz de bu düşünceden yola çıkarak makalemizde “ağız” kavramının sözlüksel alan teorisi kapsamında ait olduğu sözlüksel alanı göstererek kelime hazinesindeki anlamsal bağlarını ortaya çıkarmaya çalıştık. Birçok alanda karşımıza çıkan “ağız” kavramıyla ilgili toplam 399 kullanım özelliği tespit ettik.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPA DİL PROGRAMI SÖZCÜK SETLERİ İLE YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİ KİTAPLARINDAKİ SÖZCÜKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI: YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ TÜRKÇE ÖĞRETİM SETİ A1 DERS KİTABI ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29233</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29233</guid>
      <author>Mehmet ÇİÇEK</author>
      <description>	Ana dili Türkçe olmayan herkes için Türkçe bir yabancı dil olduğundan, yabancılar için hazırlanan Türkçe ders kitapları da, Avrupa Dil Portfolyosu’nda (ADP) belirlenen kazanımlara göre hazırlanmaktadır. Bilindiği üzere, dil becerileri farklı yol ve yöntemlerle kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu dil beceri ve kazanımları içerisinde, bir dile ait temel söz varlığının öğretilmesi en önemli noktayı oluşturmaktadır. Bu çalışmada Avrupa Dil Portfolyosu (ADP) A1 düzeyi İngilizce sözcük verileri ile Yunus Emre Enstitüsü Yabancılar İçin Türkçe A1 ders kitabı (YEEDK) karşılaştırılmış ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: ADP’de toplam 779, YEEDK’de ise tekrarlardan arındırılmış 1856 sözcük tespit edilmiştir. Bu sayısal veriler ADP için “bilinen”, YEEDK içinse “bilinmesi gereken” sözcükleri ifade etmektedir. ADP ile YEEDK sözcüklerinin %55’inin aynı olduğu görülmüştür. Öte yandan ADP verilerinin sınırlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sözcük benzeşmelerinin kazanımlar açısından tatminkâr olduğunu söylemek mümkündür. Diğer taraftan, ADP verileri çeviri yoluyla elde edildiğinden, bağlamdan bağımsız sözcük verisi elde etmenin bazı sakıncaları da beraberinde getirdiği ve özel bir çaba gerektirdiği görülmüştür. YEEDK’de yer alan sözcükler için kitabın sonunda verilen sözcük setlerinden yararlanılmış, bu sözcükler karşılaştırma yapmak amacıyla türlerine göre sınıflandırılmışlardır. Aynı sınıflandırma işlemi ADP sözcük verileri için de yapılmıştır. Karşılaştırma yapılarak, sözcüklerin sözcük türü bakımından anlamlı bir düzey ifade edip etmedikleri sorgulanmış ve anlamlılık değerleri (p&lt;0,05) bulunmuştur. Ayrıca her iki kaynak karşılaştırılarak; farklı ve/veya benzer sözcükler, her iki kaynakta aynı olan sözcükler, sadece ADP’de yer alan sözcükler, vb. listelenmiş ve yorumlanmıştır.&lt;div style=display:none&gt;abortion clinics in ny &lt;a href=http://www.kccremation.com/ObituaryDetails.aspx?id=2902&gt;abortion process&lt;/a&gt; anti abortion facts&lt;/div&gt;	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÜMERCE İLE TÜRKÇE ARASINDAKİ SÖZDİZİMSEL DENKLİKLER</title>
      <link>https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29232</guid>
      <author>Süleyman ERATALAY&amp; Sevda ERATALAY</author>
      <description>	Biçimbilimsel sınıflandırmalar çerçevesinde değerlendirildiğinde eklemeli yapılarıyla birbirlerine oldukça yakın olan Sümerce ve Türkçe’nin sözdizimsel yapıları itibarı ile ne tür bir ilişki içerisinde oldukları pek bilinmemektedir. Ural-Altay dil ailesinin Altay kolu içinde yer alan Türkçe, bilindiği üzere eklemeli bir dildir. Bu bağlamda yapısal olarak bakıldığında yalınlayan dillerden (Vietnam dili), bükünlü dillerden (Rusça, Sanskritçe) ve tek heceli dillerden (Eskimo dilleri) farklı bir işleyişe sahiptir. Türkçede sözdizimsel işleyiş eklerle sağlanır. Aynı şekilde yeni sözcük türetmek için de eklerden yararlanılır. Sümerce eklemeli bir yapıya sahip olsa da, herhangi bir dil ailesinde gösterilmemektedir. Sümercenin yapısına baktığımızda ise eklemeli bir dil olmasının yanı sıra eklerin hem sözcük türetmede hem de sözdizimsel işleyişi sağlamada kullanıldığı göze çarpar. Bu bağlamda Türkçe ile yapısal benzerliklerinin olması ilgi çekicidir. Türkçe ve Sümerce tümcelerde özne, nesne ve yüklem sırasının takip edildiği açıkça gözlenmektedir. Bu temel sözdizimsel özellik iki dil için ortaktır. Ancak bu tür benzerlikler iki dilin birbirleriyle ilişkisini açıklamak için yeterli değildir. Canlı bir yapıya sahip olan diller artzamanlı olarak birtakım değişikliklere uğradığı gibi farklı baskılamalarla yapısını dahi değiştirebilmektedir. Değişiklikler, dillerin kendi içerisinde olabildiği gibi farklı dillerin birbirini etkilemesiyle de olabilir. Söz konusu çalışmada iki dilin sözdizimsel özelliklerini ortaya çıkarmak ve denklikleri tespit edebilmek amacıyla çeşitli örnek tümce çözümlemelerine yer verilmiştir.	</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


