Dil edinim süreci, ölçülebilir parçalı birimlerin yanı sıra parçalarüstü birimlerin de rol aldığı, hâlâ açıklanamayan yönleri bulunan oldukça karmaşık bir süreçtir. Yaygın görüşün aksine dil edinim süreci doğumla birlikte değil doğum öncesinden başlamaktadır. Henüz anne karnında başlayan bu süreçte prozodinin erken dönemde sürece olan etkisini anlayabilmek için alanyazındaki bilgiler derlenmiştir. Bu derleme çalışmasında, 1970–2025 yılları arasında yayımlanmış davranışsal ve sinirbilimsel araştırmalar taranmış, belirlenen dâhil etme ve hariç tutma kriterleri doğrultusunda incelenmiştir. Davranışsal çalışmalar, bebek ve çocukların bürünsel ipuçlarına dayalı algı ve öğrenme süreçlerini ortaya koyarken; sinirbilimsel çalışmalar, EEG, ERP, fNIRS ve fMRI gibi yöntemlerle beynin bürün işleme mekanizmalarını açıklamaktadır. Bulgular, prozodinin dil ediniminde kritik bir araç olabileceğini ve tipik olduğu kadar tipik olmayan gelişim örüntülerinde de önemli bir rol üstlendiğini göstermektedir. Bu alanda gerçekleştirilen pek çok çalışma ister davranışsal ister sinirbilimsel olsun prozodinin rolünün öneminin altını çizmekte ancak dil edinimi ile ilişkisi açısından görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Sonuç olarak, prozodinin dil ediniminde temel yapı taşlarından biri olduğu ancak metodolojik sınırlılıkların hâlâ tartışmaya açık olduğu belirlenmiştir. Gelecek araştırmaların, prozodinin diğer dil bileşenleriyle etkileşimini kapsamlı biçimde açıklığa kavuşturması ve klinik uygulamalara aktarılabilir veriler sunması beklenmektedir. Ayrıca prozodinin dil edinim süreci ile olan ilişkisinin anlaşılmasının, tipik olmayan dil gelişimini erken dönemde fark edebilmek ve sonraki adım olarak da önleme çalışmaları yürütebilmek için önem arz ettiği düşünülmektedir.
Language acquisition is a highly complex process that, in addition to measurable segmental units, also involves suprasegmental features, the role of which still contains unexplained aspects. Contrary to common belief, the language acquisition process begins not at birth. To understand the early influence of prosody on this process, which starts seven in the womb, information from the literature has been compiled. In this review, behavioral and neuroscientific studies published between 1970 and 2025 were examined according to predefined inclusion and exclusion criteria. Behavioral studies revealed how infants and children rely on prosodic cues in their perceptual and learning processes, whereas neuroscientific studies demonstrated the neural mechanisms of prosodic processing using EEG, ERP, fNIRS, and fMRI. The findings indicate that prosody is a critical yet condition-dependent tool in language acquisition and plays a central role not only in typical but also in atypical developmental patterns. Many studies in the field, whether behavioral or neuroscientific, underline the importance of the role of prosody, but there are differing opinions regarding its relationship with language acquisition. In conclusion, prosody should be regarded as one of the fundamental building blocks of language acquisition, although methodological limitations remain open to debate. Future research is expected to clarify the interactions of prosody with other components of language and to provide clinically transferable insights. Furthermore, understanding the relationship between prosody and the language acquisition process is considered important for identifying atypical language development early and subsequently implementing prevention measures.