Bu çalışma, Çin’de Türkçe öğrenen öğrencilerin okuma becerilerinin geliştirilmesinde geleneksel çeviri odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığını ve bağlam temelli sözdizimi analizine dayalı bir okuma modeline duyulan ihtiyacı ortaya koymayı amaçlamaktadır. 21. yüzyılda artan bilgi akışı, dijital okuryazarlığın önem kazanması ve çok katmanlı okuma süreçlerinin yaygınlaşması, okuma becerisini yalnızca dilsel bir girdi değil, aynı zamanda kültürel ve bilişsel bir etkileşim alanı hâline getirmiştir. Bu bağlamda, özellikle Türkçe ve Çince arasındaki fonolojik, morfolojik ve sözdizimsel farklılıklar, Çinli öğrenicilerin okuma süreçlerinde belirgin güçlükler yaşamasına neden olmaktadır. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntem deseniyle yürütülmüş; ilk aşamada öğrencilerin roman, hikâye, akademik metin, haber ve seyahat yazılarından oluşan farklı türlerdeki okuma performansları nicel olarak ölçülmüş, ikinci aşamada ise bu performans farklılıklarının sebeplerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel bulgular, öğrencilerin kelime–anlam eşleştirme ve zamir çözümleme gibi alt becerilerde yüksek başarı sergilediklerini; buna karşın içerik özetleme ve cümle açıklama gibi üst düzey bilişsel süreçlerde zorlandıklarını göstermiştir. Metin türleri arasında ise özellikle roman ve bilimsel metinlerde bilişsel yükün arttığı, buna bağlı olarak performansın düştüğü tespit edilmiştir. Nitel bulgular, bu güçlüklerin temelinde öğrencilerin Türkçenin eklemeli yapısını, SOV söz dizimini ve uzun cümle yapılarını çözümlemede zorlanmalarının bulunduğunu ortaya koymuştur. Öğrencilerin bağlamı izleme, anahtar kelimeleri belirleme, cümle içi gönderimleri çözme ve metni bütünsel olarak anlamlandırma konularında ek pedagojik desteğe ihtiyaç duydukları görülmüştür. Çalışma, söz dizimi temelli bağlam analizinin, yoğun çeviri yaklaşımına göre daha etkili bir okuma stratejisi sunduğunu ve öğrencilerin üstbilişsel okuma becerilerinin bu yolla gelişebileceğini göstermektedir. Okuma becerisinin geliştirilmesinde çeviri odaklı uygulamalardan bağlam merkezli, sözdizimsel ilişkilere dayanan ve üstbilişsel süreçleri destekleyen yaklaşımlara geçilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Elde edilen bulgular, yabancılara Türkçe öğretiminde metin türüne uygun strateji kullanımının, anahtar kelime belirleme çalışmalarının, yapılandırılmış geri bildirim süreçlerinin ve amaçlı okuma uygulamalarının öğrenme başarısını artırmada önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır.
This study aims to demonstrate the inadequacy of traditional translation-oriented approaches in developing the reading skills of students learning Turkish in China, and to highlight the need for a context-based reading model grounded in syntactic analysis. In the 21st century, the increasing flow of information, the rising importance of digital literacy, and the prevalence of multi-layered reading processes have transformed reading into not merely a form of linguistic input but also a cultural and cognitive domain of interaction. Within this framework, the phonological, morphological, and syntactic differences between Turkish and Chinese pose significant challenges for Chinese learners in their reading processes. The research was conducted using an explanatory sequential mixed-methods design. In the first phase, students’ reading performance across various genres—including novels, short stories, academic texts, news articles, and travel writing—was quantitatively measured. In the second phase, semi-structured interviews were carried out to identify the reasons behind performance differences. Quantitative findings revealed that students performed well in sub-skills such as word– meaning matching and pronoun resolution yet struggled with higher-order cognitive processes such as summarizing content and explaining sentence meaning. Performance was particularly lower in novels and scientific texts, where cognitive load was found to be higher. Qualitative findings indicated that these difficulties stemmed from challenges in analyzing Turkish’s agglutinative structure, SOV word order, and long sentence constructions. Learners were found to require additional pedagogical support in tracking context, identifying keywords, resolving intra-sentential references, and comprehending texts holistically. The study concludes that syntax-based contextual analysis offers a more effective reading strategy than intensive translation practices, fostering the development of learners’ metacognitive reading skills. It emphasizes the necessity of shifting from translation-focused practices to approaches that prioritize context, syntactic relations, and metacognitive processes.