Bu çalışma, Albert Camus’nün Yabancı adlı romanını dil, toplumsal normatiflik ve duygusal performans arasındaki ilişki açısından incelemektedir. Roman üzerine yapılan okumalar çoğunlukla absürdizm, varoluşsal yabancılaşma ve anlamsızlık kavramlarına yoğunlaşırken bu çalışma Meursault’nun yabancılığını aynı zamanda sosyodilbilimsel bir olgu olarak ele almaktadır. Temel argüman, Meursault’nun yalnızca toplumsal normlardan farklı davranmadığı, aynı zamanda toplumun yas, sevgi, pişmanlık ve ahlaki sorumluluk gibi alanlarda beklediği dilsel ve duygusal performansları üretmediği için anormal ve nihayetinde ahlaken suçlu bir özne olarak kurulduğudur. Çalışmada nitel metin ve söylem analizi yöntemi benimsenmiş; Meursault’nun kısa ve düşük değerlendirme içeren ifadeleri, epistemik konumlanması, duygusal değerlendirmeden kaçınması, sessizlikleri ve mahkeme söylemi içerisinde söz ve davranışlarının yeniden bağlamlandırılması incelenmiştir. Kuramsal olarak Goffman’ın benlik sunumu ve etkileşimsel performans yaklaşımı, Bourdieu’nün dilsel meşruiyet ve sembolik iktidar anlayışı ve Du Bois’nın konumlanma modeli birlikte kullanılmaktadır. Bulgular, mahkemenin cinayeti değerlendiren hukuki bir kurum olmanın ötesine geçerek Meursault’nun normal bir oğul, sevgili ve ahlaki özne olarak davranıp davranmadığını sorgulayan normatif bir mekanizmaya dönüştüğünü göstermektedir. Ayrıca romanda öldürülen kişinin özel bir ad yerine sürekli Arap kategorisiyle temsil edilmesi, dilsel normalliğin kolonyal iktidar ilişkilerinden bağımsız olmadığını göstermektedir. Çalışma sonuç olarak Yabancı’nın yalnızca varoluşsal yabancılaşmanın değil, toplumsal normların dil aracılığıyla üretilmesi ve yaptırıma dönüştürülmesinin de romanı olarak okunabileceğini ileri sürmektedir.
This study examines Albert Camus’s The Stranger through the relationship between language, social normativity, and emotional performance. While existing readings of the novel have predominantly focused on absurdism, existential alienation, and meaninglessness, this study approaches Meursault’s estrangement also as a sociolinguistic phenomenon. Its central argument is that Meursault is constructed as abnormal and ultimately as a morally culpable subject not merely because he behaves differently from established social norms, but because he fails to produce the linguistic and emotional performances expected by society in relation to mourning, love, remorse, and moral responsibility. The study employs qualitative textual and discourse analysis, focusing on Meursault’s brief and minimally evaluative utterances, his epistemic positioning, his avoidance of emotional evaluation, his silences, and the recontextualization of his words and actions within courtroom discourse. The theoretical framework brings together Goffman’s approach to self-presentation and interactional performance, Bourdieu’s concepts of linguistic legitimacy and symbolic power, and Du Bois’s model of stance. The findings demonstrate that the court moves beyond its function as a legal institution evaluating the murder and becomes a normative mechanism that judges whether Meursault has performed the roles of a normal son, lover, and moral subject in socially recognizable ways. Furthermore, the repeated representation of the murdered man through the generic category “the Arab,” rather than by a personal name, reveals that linguistic normativity in the novel cannot be separated from colonial relations of power. The study concludes that The Stranger can be read not only as a novel of existential alienation but also as a narrative of how social norms are produced through language and transformed into mechanisms of judgment and sanction.
Albert Camus, discourse, emotional performance, Goffman, sociolinguistics